nick :
 şifre :

Online Kullanıcılar
Sohbet - Katılım Şartları
Kariyer
Firma Rehber
İnt. Cafe Ortaklık
Şiirler
Spor
Bugün neler yaptınız
İçinde Kalmasın
İlanlar
Öğrenci Not Girişi
Ders notlarınızı buradan öğrenebilirsiniz.
Öğrenci No :
Şifre :
Selçuk Edu Duyurular


Selçuklife Köşeleri....
TÜRKÇE'NİN YOZLAŞMASI
25-11-2007
yorum ekle | yorumları oku

Karamanoğlu Mehmet Bey´i arıyorum, göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı: "Bugünden sonra, dîvanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste, meydanda Türkçeden başka bir dil konuşulmaya!" diye, hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını, çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker, gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey, hanım ağanın, first lady olduğuna şaşıranınız var mı?
İlân tahtasının billboard, sayı tablosunun skorboard, bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon; merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
İş hanımızı plaza, bedestenimizi galeria, sergi yerlerimizi center room, showroom, büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın adı fast food, yemek çeşitlerimizin menü; hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?
Çarpıcı önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,
Yıldızları, star diye seyredeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken, dilimizin çalındığını, talan edildiğini, özün el diline özendiğine içi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk, şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,
Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey´i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı...
Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?

Evet arkadaşlar Karaman oğlu Mehmet bey’i arıyorum. Diline özüne sahip çıkanları arıyorum. Devlet dairelerinde bile, insanları İngilizce olarak günaydın, iyi akşamlar gibi sözlerle karşılayarak; yine aynı dilde ayı, günü ve saati bildiren elektronik düzeneği görünce mi, Türk Hava Yolları dergisinin adının bile İngilizce oluşuna mı, yoksa zaferde yürürken bile karşılaştığımız on dükkandan dokuzunun adının yabancı oluşuna mı üzülelim. Neler oluyor bize? Yoksa bir süreden beri devletin resmî dili Türkçe değil de, bizim mi haberimiz yok! Türkçe’yi “klas”larına yakıştıramayan tuhaf insanların sayısı büyük bir hızla artıyor. Özellikle turistik bölgelerde ‘metropol’ diye adlandırılan büyük şehirlerimizde Türkçe konuşmak ve işyerlerine Türkçe adlar vermek âdeta ayıp görülmeye başlandı. Eskiden “entel” taifesi çağdaşlığını “öztürkçe” kullanarak “kanıt”lardı. Şimdilerde  çağdaşlığın göstergesi İngilizce. Tabi ki İngilizce öğrenilmesine yabancı dil konuşulmasına karşı değiliz ama düşünün bir kere, gözlerini Galleria’da açıp Fame City’de Pin Bowling, Skee Ball, Galaksie, Beat the Clock ve benzeri oyunlarla vakit geçiren ve McDonald’s’ta yahut Kentucky Fried Chicken’da karınlarını doyuran bacaksızlar büyüdüklerinde hâlimiz ne olacak? Tamamen öz kültüründen uzaklaşmış Türkçe bilinci oluşmamış bu nesilden biz nasıl öz Türkçe konuşmasını bekleriz, onları nasıl suçlarız. Peki suçlu kim? Yeni nesillere ana dil şuurunun kazandırılmasında ihmali olan herkes suçludur.
 Özellikle, Türkçe’nin eski kültürle bütün bağlantılarını keserek “nötr” bir dil meydana getirmek isteyen, bunun için eski kelimeleri, dolayısıyla kelimelerin geçmişten bugüne taşıdıkları kültürü ve ifade inceliklerini dilimizden atan aydınların günahı büyüktür. Devletin bütün imkânlarını kullanarak, insanlara uydurma kelimelerle konuşmanın “çağdaşlık”, “ilericilik” olduğunu telkin etmişlerdir. Bu gayelerinde maalesef başarılı olmuşlardır. Bu yüzden, zamanla, sadece kelimeler değil, deyim ve atasözleri bile yeni nesillere bayat gelmeye başlamıştır. Artık günümüzde bakıyoruz atasözü ve deyim kullananlara cahil gözü ile bakılıyor. Bazıları ne olacak yahu atasözü kullanmazsak ölür müyüz diyor? Hâlbuki dilin asıl zenginlikleri deyimler ve kelimelerin ardındaki tıpkı buz dağlarının görünmeyen tecrübe birikimidir.
 Öz Türkçe yazdıklarını zanneden yazarlar şöyle bir gözden geçirilirse; Türkçe’nin deyimsiz, nüansları ifade etmekten âciz bir dil hâline geldiği görülecektir. Türkçe Kıyımı İşin gerçeği şudur: Birtakım aydınlar, Türkçeyi zenginleştirmek, Türkçe de bulunmayan kavramlara, terimlere karşılıklar bulmak yerine; yediden yetmişe herkesin anladığı ve kullandığı kelimelere yeni karşılıklar uydurmuşlardır. Atılan her kelime ile birlikte Türkçenin ifade gücü zayıflamıştır.
Şu anda çocuklarımıza verebildiğimiz Türkçe nasıl bir Türkçe sizce?  Yapay    mekanik, ifade gücü alabildiğine kısır, dudaklarımıza iğreti tutuşturulmuş, güç belâ konuştuğumuz bir dildir. Böylesine yetersizleştirilen bir Türkçenin, yabancı bir dili çok iyi öğrenmiş olanlara yetmemesi, normaldir. Tabiî ki iyi yabancı dil bilen kişiler Türkçenin bu ifade gücü zayıflığı karşısında yabancı kelimelere ihtiyaç duyacaktır. Yani bizim dilimiz zayıf olursa yabancı kelimelerin istilasına uğraması tabidir. Bu bakımdan, düşüncelerini daha iyi ifade etmek için yabancı kelimelere ihtiyaç duyanlar olabilir. Ancak, Türk aydınlarının eski hastalıklarından birinin “Bihruz Bey”lik, yani yabancı kelimeler kullanarak üstünlük taslamak olduğunu unutmamak gerekir.
 Ne yapmalıyız dilimizi korumak için?  Duvarlar mı örmeliyiz, kapıları mı kapatmalıyız, nasıl önlemeliyiz bu yozlaşmayı? Arkadaşlar dilimizi ancak ve ancak doğru ve öz Türkçe kullanarak kurtarabiliriz. Yabancı dillere hayranlık Osmanlı zamanında Farsça ve Arapçaya ya, şimdi ise İngilizceye karşıdır. Bazıları bunu İngilizcenin bilim dili olmasıyla açıklamaya çalışıyor. Oysaki araştırmalar İngilizcenin bilim dili olmaya uygun olmadığını göstermektedir. Farklı yöntemlerle kendi dilimizdeki kelimeleri unutmamız ve yerine yabancı kelimeler kullanmamız sağlanmıştır. İşin acı tarafı kullandığımız bu yabancı kelimeleri Türkçeymiş gibi benimsemiş olmamız. Şimdi ben size organisation un Türkçesi ne desem hepiniz organizasyon dersiniz ya da ambulance  ne desem ambulans dersiniz.
 Neden                                          toplantı : miting
Cankurtaran :  ambulans                       toplumsal: sosyal
Tasarım:  dizayn                                Evrenkent :üniversite
Ara sınav: vize                                  yerleşke: kampüs  
Önder: lider                                    Yaptırım: amborgo
Türkçe zengin bir dildir, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Son 10 yılda, özellikle İngilizce kelimeler kullanmak, âdeta bir “statü” sembolü hâline getirildi. Kitle haberleşme vasıtaları bu hastalığı salgına dönüştürmüştür, yabancı adlar önce dergilerde boy gösterdi. Daha sonraları televizyonlar, gazeteler, radyolar yani aklımıza gelebilecek her yerde bu yozlaşmış Türkçe ile karşılaşmaya başladık. Şimdi bu gazeteleri okuyan, televizyonları seyreden ve   Türkçe konusunda hassas olmayan Millî şuuru ve ana dil sevgisi edinmeyenler ne yaparlar? Bu gün nasıl iş yerlerine yabancı isimler veriyorlarsa yarın da çocuklarına Melisa, Sem gibi isimler verirler. Biz de o çocuklardan öz Türkçe kullanmasını bekleyemeyiz.
Yıl: 1965
"Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim.."

Yıl: 1975
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar veremedim,heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum,yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim.."

Yıl: 1985
"Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonrakendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim.."

Yıl: 1995
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni..Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim..Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selâm' dedim.."

Yıl: 2006
"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum ki ben,baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. 'Hav ar
yu yavrum?'"

Yıl: 2026
"Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. Off, ay dont nov âbi  yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita.. 'Hay beybi..'"

Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki; bu dil şuurla işlensin. Ülkesinin yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır."

Türkçe konuşun,Türkçe düşünün….